Öğretmen Faktörü Şimdi sırası ile bunları inceleyelim.Çevre Faktörü :
İnsanlar arasında matematik zordur diye bir anlayış hakimdir. Aslında bu zorluğu körükleyen ve itici gösteren nedenlerden biri öğrencinin bulundu çevredir. Yetişkinlerin bir öğrenci ile karşılaştıkların da sürekli bu işin zor olduğundan bahsetmesi ve matematiksel yanıltmalar ile soru sorarak çeşitli aldatmacalar yapması bazen kişinin iyice ümitsizliğe kapılmasına sebeb oluyor. Ben bu meselenin daha çok kırsal kesimlerde olduğunu düşünüyorum. Hatırladığım kadarıyla henüz 6 veya 7 sınıfta iken çevremdekiler bana ’’ bir sepette 60 yumurta var altı çıkınca kaç kalır ( ya hepsi yere düşüp kırılacak yada 60-6= 54 kalır diyeceğim ama hangisini demeli sizce), 1 kilo altın mı ağırdır 1 kilo pamuk mu daha ağırdır ( Soruyu soran acaba bilmiyor mu? Kiloları birbirine eşit ) gibi sorular soruyorlardı her ne hikmet ise o yıllarda matematiği hiç sevmezdim hele birde böyle gıcık sorular sorulunca matematiğe ilgim ve alakam kalmamıştı. Demek ki biz yetişkinler bazen farkında olmadan karşımızdaki kişiye zarar verdiğimizi düşünemiyoruz.
Birde olaya şu açıdan bakalım; Çevremizdeki insanlar bazen ben senin gibiyken çok okumak istedim ama olmadı o zaman bende matematiği anlayamıyor idim diyerek karşıdaki kişide şöyle bir intiba uyandırıyor demek ki o zamandan bu zaman değişen hiçbir şey yok diyerek bende sorun yok bu ders zormuş diyecektir.
O halde siz siz olun kişilerin matematiğe karşı önyargılı bakmasını engelleme adına onlara bu dersin zorluğundan ziyade kolay bir ders olduğunu istese yapabileceğini ifade edin.
Aile Faktörü:
Burada aileye düşen en büyük görev evlatlarının bu dersi başaramadığından dolayı suçlaması değil ona yardımcı olması, moral ve motivasyon yönünden sürekli destekçisi olmalarıdır. Nasıl olsa yapamıyor deyip bir kenara atması ve üzerine gitmemesi, öğrencide rahatlamaya neden oluyor ve farkında olmadan ileriki yıllarda öğrencinin korkulu rüyası haline geliyor.
Medya Faktörü:
Bu günlerde birçok dizide öğrencilerin olağandışı görüntüleri gösterilmekte ve en kutsal vazifelerden birini yapan öğretmenlerimizi öğrenciler nazarında küçük düşürmektedir. Bu ise öğrencide, öğretmenine karşı rahat bir davranış sergilemesine ve saygısızca davranmasına neden olmaktadır.
Bir kanal da yayınlanan bir dizi de matematik öğretmeni öğrencilere farklı bir tarz da tanıtılıyor ve sınıfa müfettiş giriyor ( her ne hikmet ise bu tür şeyler hep matematik dersinde karşımıza çıkıyor.) bu sırada derste matematik öğretmeni öğrencilere kendince farklı bir üslup ile ders anlatmaya çalışıyor( anlatıyor demiyorum ) ve müfettiş öğretmenden derse devam etmesi gerektiğini söyler bu sırada öğretmen kendisinin bile çözemeyeceği bir soruyu tahtaya yazar ve olaylar gelişir...Bu dizinin yayınlandığı günün ertesi bir öğrencim oradaki o soruyu bana getirir soruyu görünce dedim ki olur olmaz dizilere bakma deyince öğrenci şaşırdı. Bu sadece bir değil birçok öğrenci tarafından öğretmenine sorulan bir sorudur diye düşünüyorum. Medya yayınlamış olduğu dizilerde öğrencilere olumsuz örnekler vermek yerine öğrencinin ders alabileceği ve matematik veya herhangi bir dersi zormuş gibi göstererek öğrencide olumsuz düşüncelere neden olabiliyor.
Bize düşen vazife bu tarz dizilerle karşılaştığımızda en azından o kanala veya yetkili bir kuruma bu konuda mesaj göndermek olacaktır. Kalitenin artmasını ve öğrencilerimizin güven ortamında eğitim ve öğretimlerini devam etmesini istiyor isek o halde bu işe dur demeli ve bu tür dizileri çocuklarımıza izletmemeliyiz.
Öğretmen Faktörü: Öğretmenlerimizin öğrenci üzerindeki etkisi anne ve babanın öğrencisi üzerindeki etkisinden daha fazladır. Bazen anne ve baba öğrenciye yaptıramadığı bir işi öğretmeni çok rahatlıkla yaptırabilir. Burada öğretmen öğrenciye bir rehber olmalı, başarısını ve derse karşı ilgisini artırması adına öğrenciye yön göstermeli ve takip etmelidir.
Bununla ilgili olarak geçmişte bir arkadaşımın başına gelen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Öğretmen arkadaşımız öğrencisini yakın takibe alıyor ve onun hem ders durumunu düzeltmesine hem de onun edinmiş olduğu kötü alışkanlıklardan uzaklaşması neden oluyor. Fakat baba çocuğundaki bu değişikliği fark edemiyor, çocuğuyla az ilgilenmesi nedeni ile öğrencisini tam olarak tanıyamamış. Bir gün öğrencisinin durumunu konuşmak için öğretmen arkadaşımızın yanına gelir ve öğrencinin de bulunduğu ortamda başlar öğrencisinin olumsuz yönlerini anlatmaya baba anlattıkça öğrenci kızarıp bozarır ama öğretmen arkadaş durumu fark eder fakat baba sürekli konuşmasından dolayı da hiçbir şey diyemez.
Bu olay öğrencinin gururunu kırmış ve babaya karşı kinlenmesine sebeb olmuştur. Ben burada dikkati şuna çekmek istiyorum. Öğrenci beklide edindiği bütün kötü alışkanlıklarından öğretmeni sayesinde vazgeçmiş olsa da sırf babasına inat devam edecektir. Öylede olmuş öss giren öğrenci sırf babaya inat olsun diye başarısız olmuş ve bir yer kazanamamıştır. Baba sınav sonrası öğretmen arkadaşımızın yanına gelir ve yaptığı yanlışın farkına vardığını ifade eder ama iş işten geçmiştir çünkü bu durum öğrencinin bir yılına mal olmuştur. Bir yıl sonra öğrenci tekrar sınava girer ve öğretmenin ve ailesinin desteğiyle hukuk fakültesini kazanır.
Demek ki öğretmen faktörünün öğrenci üzerindeki etkisini görmüş olduk.
Öğretmenlerimiz bazen derste öğrenciye matematik dersinin zorluğundan bahsetmekte ve öğrencinin ön yargısını biraz daha artırmaktadır. Öğrenci matematik öğretmeninden ve çevresindekilerden duymuş olduğu aynı tür ifadelerden dolayı artık dersten kopmaya ve başarısız olmaya başlamıştır
Bununla ilgili olarak henüz ilköğretim 3 sınıfa giderken matematik dersinde yaşadığım bir olayı sizinle paylaşayım.Öğretmenimiz derste dört işlem ile ilgi örnek çözecek ve bize kalemleri bırakmamızı söylemişti ben farkında olmadan yanlışlıkla kalemi elime alınca olanlar oldu ve öğretmenimiz bana 2 tane tokat atmıştı. O günü hiç unutamam çünkü o günden sonra hem öğretmenime karşı soğumuş hem de matematik dersine karşı soğumuştum. Her sınava girdiğimde matematik sorularına gelince boğazımda bir gıcıklanma olur ve öksürtürdü. 8 sınıfa geldiğimde ilk kez matematik dersinden soru çözmüş ve öğretenimden aferin almıştım. Bunun üzerine matematiğe karşı ilgim biraz olsun artmış ve yazılıda ilk defa 5 üzerinden 4 almış ve sınıfta nadir 4 alan öğrenciler arasına girmiş ikinci kez öğretmenimden aferin alınca artık matematik benim en sevdiğim ders haline gelmiş ve başarım artmıştı.
Diyeceğim şu ki öğretmenlerimiz öncelikle kendilerini öğrenciye sevdirmeli, branşı itibariyle onları tatmin etmeli ve sürekli yapabilecekleri yönünde motive etmelilerdir.
Sonuç olarak ’’ SEVERSEN ÇALIŞIRSIN, ÇALIŞIRSAN BAŞARIRSIN ’’
diyerek öğrencilere sesleniyor ve öğretmenlerimizden ricam öğrenciye olumsuz ifadeler kullanmak yerine onları kendimizden uzaklaştırmak yerine kendimizi onlara sevdirelim ve bu sevginin karşılı olarak öğrenci derse çalışacak ve çalışmanın karşılığı olarak da sınavlarda başarılı olacaktır.
BAŞARIYA GİDEN YOLDA ALTIN KURALLAR
Öncelikle öğrencilerimiz bu ders hususunda çevrede , ailede, okulda arkadaşlarından duymuş olduğu olumsuz ifadeleri bir tarafa bırakıp ben bu dersi nasıl başarabilirim diye düşünmesi ve kendi kendini motive etmesi gerekiyor. (Buna ise insanın kendinden motorlu olması demektir.)
Bunu bir örnekle açıklayalım; Diyelim ki yüksek bir dağ var ve bizde bu dağın eteğindeyiz . Henüz dağa tırmanmaya başlamamışız. Bu durumda kişi bu dağ çok yüksek ben bu dağa tırmanamam diyip başta önyargı ile bakar ve pes eder ise kişinin gerçek hayatta başladığı bir işte devamını getirememesi veya başta olmuyor diyip bir kenara atması demektir.
BAŞTA YENİLGİYİ DÜŞÜNEN YENİLMEYE MAHKUMDUR.
Sözü bu gerçeği açıkça ifade etmektedir. Kişi o dağa tırmanmaya karar verdiği andan itibaren ilerledikçe yol kısalır, yol kısaldıkça çok büyük gözüken dağ küçülür küçüldükçe zirveye yaklaşılır ve birde bakarız ki dağın zirvesindeyiz. Demek ki bir işe başlarken sabırlı olmalı ve bu sabırla birlikte olumsuz düşüncelerden sıyrılmalıyız.
Sınıfta konu bitiminde öğrencilerime test verdim. Öğrenciler test çözerken bende onların sorulara bakış tarzlarını ve tavırlarını inceliyordum. Bu sırada bir öğrencim dikkatimi çekti yanına yaklaştım ve ne yaptığına baktım sorularla meşgul olmak yerine öylece oyalanıyordu.